13.3.08

She is not so special so look what you have done boy!

Kurbağalarla geçtiğim iletişimde bana 4 rakamından duydukları rahatsızlığı belirttiler. 4 rakamının sayıyla ve yazıyla yaydığı titreşimden rahatsız olup ne zıplayabiliyor ne vıraklıyabiliyorlarmış. -bardağın üzerindeki kurbağanın yalancısıyım- Bana biraz zırvalıyorlarmış gibi geldi ama ses etmedim. Muzlarla olan konuşmamda ise gripten ve pırasalardan bahsettik. Ben de teneceredeki pırasaları yakalamakta güçlük çektiğimi belirttim onlar da bana "doğrama onları o zaman" dediler. Katliammış- pöh! "Lütfen tuzu uzatır mısın?" diye bir ses geldi. Ortalık kalem ve bardaktan geçilmiyor, sesin nerden geldiğini anlamadım. Vantilatörün sesi de öbür sesi bastırdı. Babil'de de hayat böyle mi geçiyordu acaba? Fatura kartları falan? İsa geçen gün telefonla aradı, dünyaya yeniden gelmiş, İskandinavya'daymış. Coğrafya cahili ben anlamadım bittabii -sualtındaki turuncu renk problemini çözmeye çalşıyormuş-muş. Afferim dedim İsa... Duvarıma astığım pizzalar bozuldu. Üzerlerinde peydahlanan canlılar evden kaçmaya çalışıyorlar ama pencereleri sıkı sıkı kapatıyorum. Geçen gün boruların arkasına saklanmış bir fil buldum. - Darwin benimle gurur duyuyor!- "Hamile fil yakinimdir" yazıyordu arkasında. Böbreklerimdeki ateş hücrelerime kadar nefret doluyum -Viva la nefridyum!- Karanlık odada balık tutmaya çalıştım, olmadı. Bantlarla meseleleri duvara yapıştırdım. Pizzaların yanına. Takvimde de 7 patolojik günü işaretledim, o günlerde şizofren olacağım. Hastalığımı renk skalası ile derecelendirmek gerekirse kırmızı tonlarda devam ediyor. Kalorifere bağladığım inek masanın üzerine çıkmış ordan bana bakıyor. Bu ineklerde saygı kalmadı. Işık kaynağının yarattığı kabarcıkların içinde kediler zıplıyor. Leğendeki su birikintisi torbadaki soğanlarla arkadaş olmuş, beni dışlıyorlar. İçerisi biraz sıcak oldu, yaktığım mumlar fazla gelmiş olmalı artı ben bu işten hiç hoşlanmadım.

No comments: