27.3.14

never trust the northern winds / Hiç yaşanmamış günler destanı 3

Hadi gel, bir kere daha deneyelim,
Mutluluk hakkını kaptırma başkasına.
Solfasol otobüsüne binelim sıkışıktır,
Yakın olmanı istiyorum bana. 
Asu gel, bir kere daha deneyelim.

Ya da bir arabanın içindeyiz, yüksek sesli müzik, uzun düz bir yol. İleride kıvrılmaya başlıyor. Güneşli, tatlı, sıcak bir hava. Gidelim.

Gözünde güneş gözlüklerin var, gözlerini göremiyorum. ama yüzünde hayranı olduğum diğer şey, ağzın, tümüyle benim. Dudakların diyemiyorum, çünkü herşeyi ile ağzın; dilin, dişlerin, dudakların. Ve işte Voila! Gülümsüyorsun. Kafanı hafifçe aşağı ve sola eğip, gözlerini kısa bir süre kapatarak. Ufak bir jest.

Yol kıvrılmaya başlıyor. Aynalı ıhlamurlar, biraz çam ve, kestane mi o? İleride deniz var. Denize girip çıktıktan sonra güneşte kuruyan saçlarımın kokusu burnuma geliyor. Camı açıyorum içeriye serin bir çam kokusu doluyor. Kafamı hafifçe dışarı çıkarıp gökyüzüne bakıyorum. Berrak mavi, ağaç dallarında bir parlayıp bir kaybolan güneş hüzmeleri. Müzik setinde son ses Talkdemonic Cascade Locks çalıyor. Kafamı çevirip sana bir şey soruyorum. Saçlarım ters rüzgardan yüzüme yapışıyor, elimle zapetmeye çalışıyorum kıvırcıkları. Bana bakmadan gülümsemeye devam ederek cevap veriyorsun. 

Küçük şişe suyun kapağını açarak sana  uzatıyorum. O esnada sol manzaramız denize dönüyor. Suyu gözlerini yoldan ayırmadan dudaklarına götürüyorsun. Güneş alçalmış, tam yanımızda, ışınları su içtiğin pet şişeden geçerek kırılıyor. Şişeyi bana geri veriyorsun, kolunu dirseğinden kırarak camdan hafifçe dışarı çıkartıyorsun. Sol elin saçlarında, kafan sola yatık. Çam kokusu daha belirgin. Hapşuruyorum. 

No comments: